Blog Arşivleri

Taht Oyunları Tavlaya Benzemez…Buz ve Ateşin Şarkısı


game of thrones

Fantastik edebiyat, biz edebiyat severlerin bir nevi evlilik dışı evladıdır. Yıllar önce, denizler aşırı bir diyarda, güzel ama basit bir kadından peydahlanan çocuğa benzer. Keyif aldığımızı itiraf etmek zordur, elalem ne der korkusu ağır basar, avam ve “ahlaksız” olarak değerlendirmekten öylesine tırsarız ki söz bu tür edebiyata geldi mi üç maymunu oynamayı tercih ederiz.

İstisnalar vardır elbette; örneğin Yüzüklerin Efendisi. Kim Tolkien’e dil uzatmaya cesaret edebilir ki? Alternatif dünyalar, ırklar, lisanlar yaratmıştır, Nazi Almanyasını ölesiye eleştirdiği simgesel bir kurgu oluşturmuştur, üstelik Elfler güzel, Hobbitler sempatiktir!

İtiraf ediyorum “Game of Thrones” dizisine bulaşmadan önce pek umutlu değildim. Ancak karlı, eve kapandığımız günlerde yapacak ekstra bir aktivite ararken bir çok eleştirmenin ve arkadaşımın diziyi çok övdüğünü hatırladım. Buz ve Ateşin Şarkısı serisi ile tanışmam TV dizisi sayesinde oldu. Birbirinden güzel oyuncularla, oldukça da erotik çekilmiş bir dizi olduğunu söylemeliyim, aman ne güzel fantastik yaratıklar, minik ejderler varmış, çoluk çombalak izleyelim demeyin sakın.
Olaylar tıplı Yüzüklerin Efendisi’nde olduğu gibi alternatif bir dünyada ve zamanda geçiyor. Yedi krallık adı verilen bu diyarda bir çok kadın ve erkek nihai hükümdarlığın kendi hakkı olduğunu iddia ediyor. Game of Thrones yani Taht Oyunları adı da işte buradan geliyor. Olay örgüsünün merkezinde Stark ailesi var, kadim, cesur ve dürüst bir aile. Aslen iktidar sahibi olmakla değil, krala başgöz olmakla ilgilenen Ned Stark ailenin başı. Ancak türlü entrikaya kurban gidince, oğlu da kendini diğerleri ile birlikte taht kavgasının içinde buluyor, ancak kendi için bir şey istiyorsa namert olsun. Yine Yüzüklerin Efendisi ile kıyaslamamıza devam etmek gerekirse yedi krallıkta çok daha fazla ırk, dil, entrika var, iyilikle kötülük keskin sınırlarla ayrılmamış, karakterler çok ama çok daha derin, bir çoğunun konuşması esnasında çıkan zeka pırıltılarından gözünüz kamaşıyor. Örneğin bir cüce karakteri var, adam öyle zeki, hazırcevap ve anasının gözü ki, gerçek hayatta bulasım, en yakın arkadaşım yapasım geliyor (o biraz daha endamlı olaydı ya da ben biraz daha çıtı pıtı olsaydım, aşk-ı ilan bile ederdim!).

Dizi HBO tarafından çekiliyor, şu anda tüm dünya nefesini tutmuş 3.sezonun başlamasını beklemekte. İkinci sezon sanırım Noel öncesinde falan bitiyordu, bir sonraki sezonun başlama tarihi ise Mart sonu! Dört ay boyunca bir dizinin yeni sezonunu beklemek istemeyen, sabırsız bir İkizler burcu olarak ben de kitaplarla tanışmaya karar verdim. Yedilemenin her bir kitabı dizinin bir sezonunu temsil ediyor, böylece ben de okumaya üçüncü kitaptan başladım. İlk iki kitabı okumak yerine televizyondan izlemek ve sonra sözcüklerin arasına dalmak gerçekten enteresan. Ancak uyarlama öyle başarılı ki hiçbir kopukluk hissi yaşamadan olay örgüsüne kaldığım yerden devam ettim.

Kitabın çılgınlık derecesinde sevenleri var, bizde bile birçok kitapçının rafında ön sıralarda yer aldığını görürsünüz ancak yolunuz yurtdışında bir kitapçıya düşerse lütfen olayın ulaştığı çılgınlığa dikkat edin. Kitabın her türlü hediyelik eşyası, takvimi, biblosu, oyuncağı, yedi krallığın her birinin dev haritalarının satıldığı kitlerle karşılaşacaksınız. Yazar George R.R Martin, gerçekten akıllı bir abimiz. Popüler bir edebiyat eseri olmak için ne gerekiyorsa kitaplarına serpiştirmiş; aşk, entrika, savaş, son dönem gözden düşmeyen fantastik yaratıklar-yani ejderhalar, büyücüler ve zombilerin ataları!-kitabın her bir köşesine, malzemeden kaçınmadığınız güzel bir yemek gibi güzelce serpiştirilmiş.

İki sezon dizi ve bir sezon kitabın sonrasında geldiğim noktada hala Mart sonunu tırnaklarımı kemirerek bekliyorum, iki kitabı daha geçen hafta almış bulunuyorum ve Games of Thrones’un Yüzüklerin Efendisine beş bastığını düşünüyorum. Siz de sıkıcı hayatımızdan, badem bıyıklarla ,tuhak solcumsular arasındaki atışmadan bıktıysanız, çok daha karizmatik karakterlerle dolu, gerçek bir iktidar mücadelesine buyrun derim. İster dizi, ister kitap formatında sıcak sıcak servis yapın, afiyet olsun. Hem de elinizi çabuk tutun, ne de olsa hep dedikleri gibi “Kış Geliyor/Winter is coming!”…

%d blogcu bunu beğendi: