Sakanın piçi, canımın içi!


Resimde gördüğünüz minnoş hanımın adı Betty ve kendisi bir saka piçi! Bunun nedeni çok haylaz olması ya da diğer kuşların çiftleşmeden önce resmi nikah kıydırmaları değil, türün, kuş meraklıları arasındaki teknik adının gerçekten bu olması! Annesi kanarya, babası saka olan bu melez türe “saka piçi” deniyor. Erkeklerinin ötüşü gerçekten muhteşem, dinlemeye doyum olmuyor. Ötücü kuşlarda zaten “makbul” olan hep erkekler (insanlarda çok mu farklı diyenleri duyar gibiyim!). Gerçek şarkıcılar, yarışmalarda ödül alanlar, astronomik fiyatlara alınıp satılanlar hep onlar.

Genç dişiler de az buçuk ötüyor ama ötüm kaliteleri erkeklerinki ile kıyaslanamaz bile. Bu melezlerin dişileri ile ilgili enteresan bir diğer bilgi ise onlardan yavru almanın mümkün olmaması. Yani, bir saka piçi eğer dişi ise ne kaliteli bir ötüşü oluyor, ne de onu yavru almak için kullanabiliyorsunuz. Bu özellikleri ise tam da benim Betty’i alıp eve getirme nedenlerim! Eski sahibi, onun nasıl “işe yaramadığını”, bir isteyeni olursa seve seve armağan edeceğini, aksi halde onu ölene kadar “öylesine” besleyeceğini söylediğinde ben kararımı çoktan vermiştim; göğsümü gere gere onu almak istediğimi belirttim. Çocukken hep lime lime olmuş, bitap düşmüş hırkamı giymek istememin, annemin pişirdiği bir tepsi güzelim böreğin arasından hep en ezik ve kızarmamışları yemeyi tercih etmemin konu ile alakası var mı, bilmiyorum. Adamcağız şaşırdıysa ya da aptalın teki olduğumu düşündüyse bile kibarlığından belli etmedi.

Betty, daha önce bir çok kuşla birlikte bir salmada yaşıyordu ve oranın en gözde kuşu olmadığından fazla ilgi ve sevgiye alışık değildi. Eve ilk geldiğinde ilk defa kendine ait bir kafesi oluyordu, koca kafesin bir köşesine büzüldü, onu merakla inceleyen bizlere korku dolu bakışlarla karşılık verdi, kafesin yanına fazlaca sokulursak acı acı bağırdı. Yerini o kadar yadırgadı ki ilk gece neredeyse hiç uyumadı. Ara ara bulunduğu odanın ışığını açıp baktığımda dehşet içinde bana bakan simsiyah, üzüm üzüm gözleri ile karşılaştım. Bu, tam sekiz ay önceydi…

Şu anda Betty ne yapıyor derseniz, elimden, ağzımdan yem yiyor, parmağımı, dudağımı, burnumu gagalamak en sevdiği oyun, saçımı çekmeye ise bayılıyor! İlk kez kenevir ya da yeşil salata uzattığımda çırpınan, dakikalarca, kolum kopana kadar inat edip beklememe rağmen korkusundan canım yiyeceklerin semtine uğramayan Betty, şimdi kafese yaklaştığım anda pozisyon alıyor ve beni kendince öpücükleri ile karşılıyor. Evden birkaç gün uzaklaşırsam beni özlüyor, geri döndüğümde vücut dili ile sevgisini, sevincini öyle güzel anlatıyor ki… İlgi, emek ve sabır göstermenin sonucunda elde ettiğim bu beklenmeyen, şekerpare tadındaki dostluk benim için ötüş yarışmasında kazanılan bir madalyadan kat be kat daha değerli…

Reklamlar

Mayıs 29, 2012 tarihinde Hayat, Hayvanlar Alemi içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 3 Yorum.

  1. Limon’un anısına kendimi 1 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum! Limooonnnn!

  2. Ben kim miyim, tabii ki Nihoş Teyze 😉

  3. Ben de şapkami çikartip size eşlik ederim tabii ki Hibiscus Hn 🙂

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: